Salı, Ağustos 30, 2005

Notting Hill festivali

Online yerlerde yazdiktan sonra herseyi secip copy etmek gibi bir huyum var, postalanirken sorun cikarsa kaybolmasin diye. Ancak bunu bu sitede yapinca sorun cikiyor. Nitekim az once Notting Hill festivali tecrubelerimi anlattigim mesaj silindi. Mina koyim...

Neyse yien yazayim. Efendim bu ulkede yilda birkac tane bank holiday var. Bunlarin neden var oldugunu kimse bilmiyor, yani boyle ozel gunler icin icat edilmis tatiller degil bunlar. Neyse dun de boyle bir bank holiday idi ve hava da cok guzeldi butun haftasonu, dolayisiyla ulkede herkes biryerlere tatile gitti. Ben de Londra'da Notting Hill karnavalinin son gunune gittim.

Londra'nin batisinda Notting Hill denen hip mekanda bir bolge trafige kapatilarak uc gun halka teslim ediliyor. Ara sokaklarda reggea agirlikli muzikler caliniyor ve pahali ve yagli yiyecekler satiliyor, ana guzergahta ise buyuk festival platformlari, samba gruplari, vurmali calgi gruplari vs geciyor. Sayilari ben diyeyim yuzbinleri siz deyin milyonlari bulan 72 milletten mutesekkil Londra ve dahi Buyuk Britanya ahalisi de bu cumbusu izliyor ve dahi olaya fiilen mudahil oluyor. Hayatimda hic bu denli beyaz olmayan insani bir arada gormedim itiraf edeyim. Ozellikle Karayip zencilerinin Londra'daki agirligi goruluyor, keza Southampton'da pek zenci yok, daha ziyade Hindistan civarindan gelenler var. Bu kalabaligi atli ve yaya polisler kontrol altinda tutuyor. Bu arada piyadeye karsi suvarinin onemini atli polis orneginde yakinen musahade ettim.

Neyse ben oraya vardigimda aktivist arkadaslarin sattigi Trockist gazeteyi satin almaya 'ikna edildim'. Ondan sonra da kendi kendime dolasirken kalabalikta kayboldum, yerimi bulunca da kalabalik nedeniyle geri donemedim. Sonunda bulusmayi basarinca birlikte halkin arasina karistik. Sabah kahvaltisinda Thames kenarinda ikinci el kitap satanlarin oldugu kopru altinin yakininda hayatimin en pahali vegan tostuyla kahvalti etmis oldugum icin (bankadan para cekme firsatim olmadigindan cebimdeki para ona yetmisti), ogle yemeginde protein ihtiyacimi karsilamak amaciyla beef burger yemem vegan aktivistler arasinda infial uyandirdi. Bir sure sokakta yerlerde oturup sohbet edip Londra ahalisini temasa ettikten sonra Waterloo istasyonuna dogru yola ciktim. 1 saat kadar surmesini bekledigim bu mesafe kalabalik ve polisin yollari ve metro istasyonlarini kapatmis olmasi yuzunden 2 saat surdu, trene zor yetistim. Metro da 2 duragi alirken arada durup bekledi. Sinirler geriliyordu ama neyse ki bu daha once Paris'te trene ya da otobuse yetismeye calisirken basima 3 kere gelmis bir olaydi, tecrubeliydim. Sonunda 23 gibi Southamptonda evime vardigimda cok yorgundum, butun gun ayakta ya da yuruyerek gecmisti.

Pazartesi, Ağustos 29, 2005

Robots

Bu adreste bir dolu robotun linki var. Ben esas haber olan "zihin ile kontrol edilen makine" için gelmiştim ama soldaki resimler ve linkler arasında kayboldum. http://www.gizmag.co.uk/go/3423/

Japanese Abstract: Robotto no website desu.

Salı, Ağustos 23, 2005

Bayiyorum

Haftasonu yapacak birsey bulamadim oyle evde oturdum. Ev arkadaslariyla TV'de Simpsons falan izledik. Simpsons degilse de TV'nin genelinin buranin kulturunu ogrenmem acisindan bir faydasi olur belki bilemiyorum. Cunku burada TV cok izleniyor ve gunluk sohbet konularinin onemli bir kismini olusturuyor.

Ha onun disinda bir de basket oynadim birkac kere. Oynayanlar genelde Cinliler basta olmak uzere yabanci. Bence Cin onumuzdeki onyillarda basketbolda da superguc olmaya aday, cunku burada ve Almanya'da gozlemledigim kadariyla basket oynamayi seviyorlar, populer spor. Izledigim bol 'product placement'li (bilhassa cep telefonu) Cin pop kliplerinde de lise basket takiminda oynayan oglan (Jay) - okul uniformali kiz aski temasi islendigini gordugum de oldu. Neyse Cinliler iste boyle agirbasli Avrupa basketbolcusu ya da delikanli Turk sokak basketcisi havasinda degil, kendilerine hircin NBA stari imaji, Harlem sokak topcusu imaji yapip oynuyorlar oyunu. Boy ortalamalari dusuk olsa da, 1.3 milyar nufusla can egrisinin kenarlarina dogru gidildikce istemedigin kadar Yao Ming boyutunda adam bulunur. Ustune biraz altyapi yatirimi, yabanci koc, uluslararasi tecrube falan tamamdir.

Almanlar ve websiteleri

Eylül'ün ilk haftası iş eğitimi için Frankfurt'taki Nintendo fabrikasına gideceğim. Bu nedenle geçtiğimiz haftamı İnternet'ten Frankfurt ve Großostheim hakkında bilgi arayarak geçirdim. Bir sürü Almanca site bulmama rağmen bulabildiğim İngilizce sitelerin sayısı bir elin parmaklarını bile geçmiyor. Bulduğum Almanca sitelerin ise İngilizce versiyonları kesinlikle yok. Bir de bu kadar çok yerel/yörel site olması beni çok şaşırttı. Belki biz İnternet'i yanlış algıladık, belki de İnternet'in amacı "yörel"in "genel"e açılması değildi? (http://de.wikipedia.org/wiki/Großostheim)

Japanese Abstract: Kugatsu de Frankfurt ni iki masu. Totemo doitsugo no website ga iru ne.

Perşembe, Ağustos 18, 2005

Turk bilimkurgusu

Dun Istanbul'dan aldigim Turk bilimkurgu oykuleri kitabini bitirdim. Turk Bilisim Dernegi BK yarismasina katilan oykuler vardi kitapta. Bir kismi iyiydi. Bir kismi cok kotuydu, saka gibiydi. Hemen hepsi eski modaydi. En iyilerden birini internette buldum: http://www.eminari.com/oykuler/bulbenibebek.htm
Bir yapay-zeka oykusu, gecen yillarda arkadaslarla beraber bir film icin yazdigimiz senaryoya bayagi benziyor, ama daha iyisi, tavsiye ederim.

Kaiser Chiefs

Yeni bir grup kesfettim punkvari. Dun TVde reklami vardi. Birkac sarkisini aldim hemen: http://www.zvuki.ru/M/P/30981

Salı, Ağustos 16, 2005

muzik indir!

Bilindigi uzere, Rusya olsun Cin olsun buyuk ve (Batiya nazaran) fakir ulkelerde copyright, yayin hakki tarzi kapitalist konseptlere pek itibar edilmez. Koskoca Cin Microsofta para mi kaptirsin? Adamlar zaten yuzyillarca afyonla bilmemneyle somurmusler, simdi bir de uyduruk softwareleriyle somurmeye calisiyorlar... Bizde de eskiden boyleydi ama son gittigimde baktim korsan satis azalmis, bilgisayar oyunlarini bile tezgah altindan veriyorlar Besiktasta, acikta yok.

Neyse konudan fazla uzaklasmayayim, mesele su ki, bu ulkeler copyright falan anlamayip ne kadar sarki, oyun film vs varsa internete koyuyorlar, downloada sunuyorlar. Iste birazdan adresini verecegim Rus sitesi de bize bu hizmeti veriyor sagolsun. Eskinin bir Audiogalaxy'si vardi, bilen bilir, ona benziyor site. Yalniz tabii Rusca. Icindeki muziklerin cogu da Rus muzigi. Ama olsun onemli degil, her turlu muzigi yapiyor Ruslar. Aciyorum dinliyorum grubun birini ayni Garbage, bir baskasi adeta Dire Straits. Falan boyle gidiyor. Sozleri anlamiyorum ama olsun zaten sacma sapandir sarki sozleri genelde. Siz de gidin, dinleyin, muzikte yeni dunyalar kesfedin: www.zvuki.ru

Kiril alffabesini sokmek kolay da asil bir de Cince okumayi ogrenirsem iste o zaman kimse tutamaz...

eve donus

Eve donus yazdim ama aslinda evin neresi oldugu tartisilir. Istanbul mu yoksa Southampton mu? Istanbul'dan ciktiktan beri ilk defa Istanbul'a geri donme fikri bana cekici geldi, bu gidisimde gorduklerim sayesinde. Ne gordum ki? Aslinda pek birsey yoktu, arkadaslarin hayati hizli bir tempoda gidiyordu, yeni teraslar acilmisti, insanlar ya Istanbulda egleniyor ya da tatile gidiyorlardi. Bir taraftan da bu tatli hayat klasik bir Turkiye'de ekonomik kriz oncesi havasi gibi geldi. Iste bunlari donus yolunda, Budapeste havaalaninin bekleme salonunda koltuklara uzanip uyumaya calisirken ve bayagi dusundum... Ama en azindan simdilik Southaptonda yapilmasi gereken isler var.

Turkiye'de ilk bir bucuk hafta sauna benzeri hava-nem kombinasyonunda aile (ozellikle kardes) agirlikli programlarla gecti. Siklikla alisverise ve Tophane'de nargile icmeye gidildi. Yagmur yagip hava serinledikten sonraki hafta da daha cok Beyoglu-Tunel hattinda arkadaslarla gecti. Nevizade ve Fransiz Sokagi gozde mekanlardi. Cezayir sokaginin adinin Fransiz sokagi olmasi Turkiye'nin Cezayir'e onlari BM'de satmaktan sonra yaptigi bir baska yanlis olsa da... Bir de Musluman olacak belediye... Gerci Sehbender sokaginin adini duzeltmislerdi. Artik sanal 'Seyh Bender' karakteri sadece anilarda yasayacak.

Southampton'da ise hayat oldukca yavas. Ozellikle Istanbul'daki tempodan sonra boyle geliyor. Belki haftasonu Londra'ya giderim.

Cumartesi, Ağustos 06, 2005

Boğaz turu

Bugün aile dostlarıyla boğaz turuna çıktık. Osmanlı yaşantısının çok süper olduğuna bir defa daha kanaat getirdim. Teknede balık yedik ve yalıların ve sarayların fotoğraflarını çektim. Hava sıcaktı ama boğaz serindir biraz. Önce Rumeli sahilinden doğru Beykoza gittik orada demirledik ve denize girdik. Su güzeldi, hatta Istanbul civarlarında girdiğim en güzel suydu, ama koli basili, streptokok falan tarzı mikrop durumunu bilemiyorum. Yüzdükten sonra karşı sahilden yalıların önünden geçerek başladığımız yere (Kabataş) geri döndük. Köprülern altından geçmek eğlenceliydi. Bence devrim yapıp İspanyol iç savaşındaki gibi zenginlerin yalılarına el koyalım. Yoksa ancak rüyada görürüz öyle mekanları. Sonuçta tavsiye edilebilir bir tur ancak pahalıydı galiba.

Perşembe, Ağustos 04, 2005

Yeni blogumuz hayırlı uğurlu olsun!

Haydi arkadaşlar canı sıkılan bloga...

memleket çok sıcak

Blogu aldık da tarihler niye böyle yanlış? Türkçe karakterler de çıkmamış? Halbuki Türkçe yaptım ayarları? Neyse. Bugün de yine Tophane'ye gittim (dün de gitmiştim). Nargile aldım, çek çek acayip kafa yaptı. Süpermiş. Ortamda bir de Japon mu Koreli mi olduğu tartışıma konusu donanma neferleri vardı. Bazılarının şapkada Japonya yazıyordu (başka şeyler de yazıyordu da Kanjim o kadarına yetti), komban wa dedim, selamı aldılar, herhalde Japondu. Bir de telefon hattı aldım, en geç 2 saate açılır hat dediler açılmadı. Açılınca yeni numarayı yayacağım.